Parası, borcu olan ne yapsın?

sefer_leventSefer Levent – hurriyet-gazetesi-logo[1]

Önce bardağın dolu tarafına bakalım. Cuma gecesi büyük bir badire atlattık. Bir düşünün… Bu çağda Türkiye’de darbe yapabileceğini düşünen Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) başını çektiği kişiler eğer başarılı olsaydı bizi nasıl bir karanlık tablo bekliyordu?

O gece bizzat darbecilerin silahıyla burun buruna gelen bir gazeteci olarak söylüyorum. Silahların gölgesinde yaşamak zorunda kalacağımız karanlık bir dönemden kurtulduk.

Eğer o kalkışma başarılı olsaydı, bugün ne yatırımdan bahsedebiliyorduk, ne serbest piyasadan, ne Avrupa Birliği’nden ne de ticaretten. Türkiye demokrasi sınavından büyük bir başarıyla çıktı. Bu yüzden kısa vadede sorunlar yaşasak da ekonomi açısından önümüzdeki dönem yaraların sarılması için umut vaat ediyor.

Darbe girişimi atlatıldı peki bugünlerde ‘piyasalar niye bu kadar istikrarsız, dolar ve faiz yükseliyor, borsa düşüyor’ diyebilirsiniz. Piyasalar karışık. Bunu da son derece normal karşılamak gerekiyor. Çünkü ortalık biraz toz duman. Görevden almalar, istifalar, idam söylentileri dolu dizgin sürüyor. Belirsizliğin böylesine had safhada olduğu dönemlerde piyasalarda işlem hacmi düşer. Büyük yatırımcıların önünü görememesi risk algısını arttırır. Alıcı ve satıcı oldukça sığ bir piyasada karşı karşıya gelir. Böyle bir tabloda oluşan fiyatlar da sağlıksızdır. Adına ister küçük yatırımcı, ister vatandaş deyin, piyasa profesyoneli olmayan kişiler verdikleri aceleci kararlarla daima zarar ederler.

Oysa yapılacak en doğru hareket beklemektir. Piyasa profesyonellerinin bile önünü göremediği bu tür dönemlerde, sizin bir tahminde bulunup yatırımlarınızı doğru yönlendirmeniz şansa kalır.

Ev, arsa, otomobil gibi acil olmayan ihtiyaçları böyle bir dönemde karşılamaya çalışmak büyük risk taşır. Faizlerin yükseliş trendinde olduğu günlerde borçlanmak da gereksiz yere maliyetinizi arttırır.

Dünyada ve Türkiye’de özellikle altın ve döviz güvenli liman olarak görülür. Vatandaş kaç lira olduğuna bakmaksızın altın ve döviz alır. Sular durulduğunda fiyatlar geriler, artık çok geçtir. Eğer döviz ve altın ile borcunuz yoksa böylesine bir risk almanın da anlamı yoktur.

Bakın bu yazıyı yazmadan önce piyasa uzmanlarıyla konuştum. Her birinin beklentisi farklı. Bazısı, suların durulmasıyla doların 3.00 liranın altında kalabileceğini, bazısı da işlerin kötü gitmesiyle 4 TL’ye kadar çıkabileceğini söylüyor.

Sözün özü, şunu söylemeye çalışıyorum. Ortalık yatışıncaya kadar BEKLEYİN.

NOTÇULARIN YAPTIĞI BÜYÜK HAKSIZLIK

Piyasalarda en çok korkulan gelişmelerden biri de not indirimi idi. Nitekim Moody’s’in önceki günkü sert değerlendirmesinin ardından dün akşam saatlerinde Standard and Poors’tan not indirimi kararı geldi. Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke konumunu koruması için en az iki derecelendirme kuruluşunun bu doğrultuda not vermiş olması gerekiyor. Moody’s darbe girişiminin hemen ardından yaptığı açıklamada Türkiye’nin notunu ‘çöp’ seviyesine düşürmek için incelemeye aldığını açıklamıştı. Yani, Avrupa Birliği’nin desteğiyle ayakta duran Yunanistan ile aynı seviyeye… Bu büyük bir haksızlık. Standard and Poors’un Bakanlar Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu kararları öncesinde, Türkiye’nin makro ekonomik rakamları bozulmadan, piyasalarda kaos yaşanmıyorken yaptığı not indirimi ise haksızlığın da ötesinde… Ancak çuvaldızı bir parça kendimize de batıralım. Standard and Poors not indirimi sonrasında yaptığı açıklamada özellikle bir konunun altını çizdi ve indirim gerekçelerinden birinde “Darbe girişimi siyasi kutuplaşmanın kurumsal kontrol mekanizmalarını zayıflatacağına inanıyoruz” ifadesini kullandı. Darbe girişimini başarıyla savuşturduk ancak sonrasında atılan adımların tam olarak anlatılamaması, görevden alınan ya da istifa eden herkesin ‘suçluymuş” gibi algılanması, dışarıdan bakıldığında Türkiye’de büyük bir kaos havası olduğu izlenimi verdi. İçinde bulunduğumuz sürecin daha iyi anlatılması gerekiyor. Bunun için Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in verdiği sakinlik mesajları tek başına yeterli olmuyor. Bu konuda özel çaba ile algı yönetimi yapılması şart gözüküyor. Özellikle de ‘olağanüstü hal’ uygulaması yürürlükteyken.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir