Hızlandırılmış KDV İdesi Sertifikası Nedir ve Kimlere Verilir?

Vergi iadeleri konusu özellikli vergi uygulamalarının başında gelir.

Vergi iadelerinin en yaygın olanı ise KDV iadeleridir.

KDV’de iade hakkı doğuran muhtelif durumlar vardır.

İhracat, indirimli oran ve tevkifat gibi…

Neden KDV iadesi yapıyor peki devlet?

Teşvik için diyeceksiniz hemen.

Doğru.. mükellefleri değişik amaçlarla belli konularda teşvik etmek amacı rol oynar iadelerde.

Ama iadeleri yalnızca teşvik olgusuna bağlamak doğru olmaz.

Kökleri KDV’nin temel felsefesine inen, matematiksel başka bir gerekçesi daha var çünkü.

Mükellefleri, asıl yüklenicisi olmadıkları KDV’nin yükünden kurtarmaktır, iadelerin altında yatan, sözünü ettiğimiz diğer etmen.

İhracatçılara, Kanun gereği KDV hesaplamayabilecekleri yurt dışı satışlarının bünyesine girmiş olan KDV’yi iade ediyor mesela İdare.

İki yönlü destek sağlıyor onlara bir nevi.

Dış pazarlarda başka ülke tüccarlarıyla rekabet edebilsinler diye.

Mükelleflere, hem yurt dışı müşterilere gerçekleştirdiğiniz satışlar üzerinden, yurt içinde yapılanların aksine, KDV hesaplamak zorunda değilsiniz diyor; hem de, KDV yükünden tamamen kurtulmalarını sağlamak üzere, ihraç ettikleri (diyelim ki) mallar için yüklenmiş oldukları KDV’yi de geri iade edeceğini söylüyor.

İşin matematiği değimiz konuya gelince;

İhracatçı satın aldığı malı yurt dışına değil de içeriye satsaydı eğer, Kanun gereği yurt içi müşteriler adına KDV hesaplayıp beyan edecekti ya..

İşte, satın alırken ödemiş olduğu, yani yüklendiği ve 191-İndirilecek KDV hesabında izlemek suretiyle kendisini Hazineye karşı alacaklı hale soktuğu vergiyi, müşterilerinden tahsil etmesi beklenen, pasif karakterli bir bilanço kalemi olan 391-Hesaplanan KDV’de izlediği bu vergiden indirebilecekti.

Ama yurt dışı satış için 391 nolu hesaba girecek KDV olmadığı için, ihraç ettiği ürünler nedeniyle yüklenmiş olduğu KDV’nin, indirilmek suretiyle telafi edilmesi imkânı da kalmıyor.

İadeden başka tabi.

İndirimli oran olayında da durum aşağı yukarı aynen böyle.

Burada da, diyelim ki, %18’li girdileri var ağırlıklı olarak mükellefin.

191 nolu hesap da bu arada, yapılan harcama ve masraflara bağlı olarak gün geçtikçe şişer.

Satışlar ise, Kanun gereği indirimli orana tabi.

İş yaptıkça mükellef, yüklenimleri hesapladıklarından daha hızlı artar ve söz konusu mükellefin bu şekildeki normal ticari faaliyetleri içerisinde bu KDV’yi arındırması aritmetik olarak mümkün olmaz.

İşte o zaman da devreye yine iade müessesesi girer.

**

İade olayının kendisine gelince, o da başlı başına ayrı bir konu, biliyorsunuz.

Hem iadeye hak kazandığını söyleyip bu paranın kendilerine nakden ya da mahsuben iade edilmesini talep eden mükellefler için..

Hem de söz konusu talebin yerinde olup olmadığını araştırıp bu konuda onay verecek olan makam ve merciler açısından son derece meşakkatli bir süreç.

Yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştirmiş oldukları işlemlerden doğan iade haklarının olabilecek en kısa süre içerisinde yerine getirilmesini arzulayan mükelleflerin durumu bir yana;

Yapılan bu taleplerin yerinde olup olmadığını ince eleyip sık dokuyarak araştırmaya kalktıklarında iyi niyetli mükelleflerin haklarının yerine getirilmesinde gecikmelere neden olabilme;

Fazla derine inmeden, öyle üstün körü bir şeylere baktıktan sonra iadeye onay verdiğinde ise bu kez de kapıyı açıp bırakarak, kötü niyetli kişilerin ‘beyt-ül mal’ı yağmalamasına imkan tanıma durumuyla karşı karşıya gelme ikilemi içerisinde bulunan yetkili mercilerin hali daha bir hazin geliyor bana, bu noktada.

Dediğim gibi, iade talebinde bulunanların kafası daha rahat bu açıdan; kendilerinden istenen belgeleri hazırlayıp teslim ettikten sonra işleri bitiyor çünkü.

Önlerine bakıp diğer işlerine koyulabiliyorlar.

Hem.. YMM Raporuydu, teminatıydı..

İdarenin, talep ettikleri iadelerin daha çabuk karşılanmasına imkan tanıyan alternatif başka imkanlar da mevcut.

İstedikleri takdirde, bu enstümanlardan da yararlanabilirler.

Genellikle epey zaman alan inceleme raporlarını beklemek zorunda değiller yani.

YMM’ye verecekleri ücret ya da teminat mektubuna ödeyecekleri komisyonu gözleri alıyorlarsa tabi.

İdarenin durumu öyle değil ama.

Şöyle ya da böyle, mükelleflere, kabul ya da ret şeklinde bir cevap vermesi gerekiyor neticede.

Araştırmayı gevşek tutsa, haksız talepleri karşılaşmış olma ihtimaliyle karşı karşıya kalmış olacak.

Yok, işi ziyadesiyle sıkı tutmaya kalksa, bu kez de iyi niyetli olanların taleplerinin karşılanmasında gecikmeye sebebiyet vermiş olacak ve zılgıtı yiyecek.

“İki ucu…” anlaşılan.

İade taleplerini karşılamaya çalışan idari birimlerin durumu o misal yani gerçekten, sevgili okuyucular,.

**

Öte yandan, işi gücü ihracat yapmak olan; Ülkenin önemli ticaret ve sanayi kuruluşlarına mensup; vergi kaçırmayı, hele ki haksız yere iade almayı akıllarının ucundan bile geçmeyecek derecede ciddi bir biçimde faaliyet gösteren; kurumsal yapıya sahip, geçmişi temiz ve sağlam firmaların yıl boyunca kesintisiz bir biçimde gerçekleştirdikleri iade hakkı doğuran işlemler için devamlı surette iade talebinde bulunan, sayıları az da olsa bazı mükellefler var.

İşte bu gibi firmaların taleplerini İnceleme ya da YMM Raporu ya da teminattan da muaf tutmak gerektiği düşüncesiyle onlara yönelik, VİP diyebileceğimiz, Hızlandırılmış KDV İade Sistemi diye ayrı bir iade prosedürü ihdas edilmiştir.

İlk olarak Nisan/2008’de çıkarılmış olan 109 seri nolu KDV Genel Tebliğiyle başlatılan bu uygulamanın şartları Ağustos/2012 tarihli 120 seri nolu KDV GT ile bir miktar gevşetildi.

Daha sonra çıkarılan 1 Mayıs 2014 tarihli KDV uygulama Genel Tebliği ileyse bu müesseseden faydalanabilecekler için aranan şartların daha da hafifletildiğini görüyoruz.

Ne diyor peki bu tebliğler?

Hızlandırılmış KDV iade sistemi ve bu sistem kapsamında verilen sertifika nedir?

Bu sertifika kimlere, hangi durumlarda verilir?

Sistemin sertifika alan mükelleflere sağladığı avantajlar nelerdir?

Ve nihayet, sistem genel manada ne şekilde işliyor?

Abdulmenaf Yakut

Vergi Müfettişi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir