Basından Ekonomi Makaleleri ANALİZ RAPORU
Arızi kazançların temel belirleyicisi, faaliyetin devamlılık unsuru içermemesidir. Eğer bir ticari muamele veya serbest meslek faaliyeti süreklilik arz ederse, bu durum artık arızi kazanç olmaktan çıkarak ticari kazanç veya serbest meslek kazancı hükümlerine tabi olur. Bu ayrım, vergilendirme usulü ve mükellefiyet ödevleri açısından kritik bir önem taşımaktadır; zira arızi kazançlar Katma Değer Vergisi’ne (KDV) tabi değildir.
2025 takvim yılı için arızi kazançlarda uygulanacak istisna tutarı 280.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu tutar 2026 yılında elde edilecek kazançlar için 350.000 TL’ye yükselecektir. Belirlenen bu sınırların altında kalan arızi kazançlar için beyanname verilmesi gerekmezken, sınırı aşan kazançların yıllık beyanname ile bildirilmesi ve safi kazanç üzerinden vergilendirilmesi yasal bir zorunluluktur.
2025 yılının arızi
kazançlarının vergilendirilmesi
Gelir vergisi açısından 2025 yılı
gelirlerinin beyan döneminin yaklaşması, gelir vergisine ilişkin konuları ele
alma zamanının geldiğini göstermektedir.
Gelir Vergisi Kanunumuz gelir kavramını
tanımlamamış, yedi unsura ayırarak ve bunların kapsamlarını belirleyerek,
iktisat biliminin gelir teorilerinden kaynak teorileri yaklaşımında sınırlı bir
gelir anlayışını benimsemiştir. Elbette ki, Kanunla çizilen sınırın darlığı
veya genişliği tartışma konusu yapılabilir. Ancak sınırların belirli olması,
verginin yasallığı ve hukuk güvenliği ilkeleri açısından önem taşımaktadır.
Kanun, geliri 7 türe ayırmış, ilk 6
türde belli üretim faktörlerinden veya bileşiminden ve teorik olarak devamlılık
arz edecek şekilde elde edilen gelirlere yer vermiş, 7. türde ise bu gelirlerin
devamlılık arz etmeyecek şekilde elde edilmesi halini “diğer kazanç ve iratlar”
başlığı altında “değer artış kazancı” ve “arızi kazançlar” alt türlerine
ayırarak vergi kapsamına almıştır. Ben bu yazımda, bu alt gelir türlerinden
“arızi kazançlar”ı, beyan döneminde olmamız ve beyanı en çok atlanılan
kazançlardan olması dolayısıyla tekrar aktarmak istiyorum. Arızi kazançlar,
Kanunun 82. maddesinde tahdidi olarak sayma suretiyle belirlenmiştir. Bu
maddeye göre arızi kazançlar şunlardır.
1. 1. Arızi olarak ticari muamelelerin
icrasından veya bu nitelikteki muamelelere tavassuttan elde edilen kazançlar :
Bu kapsamdaki gelirin özelliği, geçici bir faaliyete dayanmasıdır. Eğer ticari
muamelelerin yapılması veya aracılık faaliyeti, devamlılık unsurunu içerirse
veya bir ticari işletme boyutlarını kapsayacak şekilde ifa edilirse, kazanç
artık ticari kazanç kapsamına girecektir. Bu kazanca örnek olarak, bir apartman
kapıcısının boşalan bir daireyi bir ihtiyaç sahibine veya emlâk komisyoncusuna
haber vermek suretiyle satışına veya kiralanmasına aracılık ederek, taraflardan
veya birinden bir para alması halini gösterebiliriz (Hatta bu ödemeyi yapan
taraf bir ticari işletme ise, gider pusulası imzalatmak suretiyle bu
harcamasını gider olarak da gösterebilir).
2. Ticari veya zirai bir
işletmenin faaliyeti ile serbest meslek faaliyetinin durdurulması veya terk
edilmesi, henüz başlamamış olan böyle bir faaliyete hiç girişilmemesi, ihale,
artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen hasılat
3. Gayrimenkullerin
tahliyesi veya kiracılık hakkının devri karşılığında alınan tazminatlar ile
peştemallıklar (kiracıya ait tesisat ve malların tahliye ve devri sırasında
kiralayan veya yeni kiracıya devrinde doğan kazançlar dahil).
4. Arızi olarak yapılan
serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen hasılat: Burada da önemli
olan faaliyetin arızi olarak yapılmış olmasıdır. Faaliyetin devamlılık
göstermesi, kazancın arızi kazanç kapsamında değil, serbest meslek kazancı
kapsamında vergilendirilmesini gerektirir. Arızi serbest meslek kazançları da,
normal serbest meslek kazancı gibi stopaja tabidir, ancak katma değer vergisine
konu olmazlar.
5. Gerçek usulde vergiye
tabi mükelleflerin terk ettikleri işleri ile ilgili olarak sonradan elde
ettikleri kazançlar : Burada önemli olan faaliyetin durdurulması veya terk
edilmesinden sonra, eski faaliyetle ilgili bir gelir elde edilmesidir. Örneğin ticari
faaliyet terk edilirken değersiz alacak yazılmış veya şüpheli alacak
karşılığına konu edilmiş bir alacağın sonradan tahsil edilmesi, faaliyetini
bırakan bir avukatın geçmişte takip ettiği ve ücretini tahsil edemediği bir
davanın ücretini sonradan tahsil etmesi gibi şekillerle sağlanan kazançlar bu
grupta vergilendirilmektedir. Yine aynı şekilde emlâk komisyonculuğu yapan ve
bu arada komisyon ücretini ödememek için muvazaalı davranışlarda bulunanlar
aleyhine alacak davası açtıktan sonra işini terk eden bir kişinin, yıllar sonra
bu davaları kazanıp tahsilat yapması halinde, bu kazancı artık arızi kazanç
olarak beyan etmesi gerekecektir. Nitekim bu son örnekte idari anlayış da
özelge bazında bu şekilde oluşmuştur.
6. 6. Dar mükellefiyete tabi olanların Gelir
Vergisi Kanununun 45 inci maddede yazılı ulaştırma işlerini, bir başka
anlatımla Türkiye ile yabancı memleketler arasında yaptıkları ulaştırma
işlerinden elde ettikleri kazançlar.
Yukarıda (1), (2), (3) ve (4) numarada
saydığımız kazançların toplamının 2025 yılında 280.000 TL kısmı gelir
vergisinden istisnadır. (2026 yılında elde edilecek arızi kazançlarda bu
istisna tutarı 350.000 TL. olarak uygulanacaktır). Dolayısıyla bu bentler
kapsamındaki arızi kazançları 280.000 Liranın altında kalanlar, bu gelirleri
için beyanname vermeyecek, başka sebeplerle veriyorlarsa da beyannameye bu
kazançlarını dahil etmeyeceklerdir. Ancak bu istisnadan, söz konusu
bentler kapsamında kalmakla birlikte, “henüz başlamamış olan ticari, zirai veya
mesleki bir faaliyete hiç girişilmemesi ile ihale, artırma ve eksiltmelere
iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen kazançlar” yararlanamazlar. Bu
istisna arızi kazançlara, her bir bent itibariyle ayrı ayrı değil, topluca
nazara alınarak uygulanacaktır.
Arızi kazançların vergi matrahını
oluşturacak safi miktarı, yukarıda (1) numarada aktardığımız işlerde satış
bedelinden maliyet bedeli ve satış dolayısıyla yapılan giderlerin, yukarıda
(2), (3), (4) ve (5) numarada aktardığımız işlerde ise elde edilen hasılattan
tevsik edilmek kaydıyla yapılan giderlerin indirilmesi suretiyle hesaplanır.
Arızi kazançlar da, diğer gelirler gibi
yıllık beyanname ile beyan edilerek vergilendirilir ve arızi kazançlar üzerinde
–varsa- kesilmiş vergiler de yıllık beyannamede çıkan vergiden mahsup edilir.
Arızi kazançların bir başka ve önemli
özelliği de KDV’ye tâbi olmamasıdır.
Bumin DOĞRUSÖZ
HUKUKA GÖRE
ekonomim.com






