ÖNE ÇIKAN DETAYLAR
- Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre yılın ilk 4 ayında sektör ihracatı 3,9 milyar dolar oldu.
- İhracat miktarında geçen yıla göre yüzde 16,7, değer bazında ise yüzde 5,2 oranında gerileme kaydedildi.
- Ayçiçek yağı sektörü yüzde 24 büyüme ve 452,2 milyon dolar ihracat ile en çok ihracat yapan kalem oldu.
- Küresel pazarlarda kuraklık endişesi ve gübre tedarik sıkıntıları nedeniyle buğday fiyatları yükseliş eğiliminde.
- Türkiye, ortalamanın üzerindeki yağışlar ve güçlü sanayi altyapısı sayesinde bölgesel ve küresel gıda arz güvenliğini sağlayan stratejik bir ülke konumunda.
Türkiye’den ocak-nisan döneminde 3,9 milyar dolarlık hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı gerçekleştirildi.
[Fotograf: AA]
Türkiye İhracatçılar Meclisi’nden (TİM) yapılan açıklamaya göre, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk dört ayında 3,9 milyar dolarlık ihracat yaptı.
Ayçiçek yağı, çikolata ve kakaolu ürünler, makarna, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan sektörün ihracatı, miktarda geçen yıla göre yüzde 16,7, değerde yüzde 5,2 geriledi.
Geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 24 artışla 452,2 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı sektörde ilk sırada yer alırken, onu yüzde 14,4 düşüşle 343,2 milyon dolar ihracat gerçekleştirilen çikolata ve kakao bazlı ürünler takip etti.
Açıklamada görüşlerine yer verilen TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, kuraklık endişesi ve gübre tedarikindeki sıkıntılar nedeniyle buğday fiyatlarının yükselişe geçtiğini söyledi.
Türkiye’nin dünyadaki olumsuz tabloyu yerli üretimin bereketiyle dengeleme avantajına sahip olduğunu belirten Tiryakioğlu, "Yılın ilk dört ayında uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşen yağışlar sayesinde topraklarımızın suya doymuş olması, buğday başta olmak üzere hububat rekoltelerine yönelik olumlu beklentileri artırıyor. Küresel fiyat oynaklıklarının yaşandığı bu süreçte, verimli hasat beklentimiz ve bunu işleyebilme gücüne sahip sanayi altyapımız, ülkemizi sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel gıda arz güvenliğini tahkim eden stratejik bir kale haline getiriyor." dedi.







