ÖNE ÇIKAN DETAYLAR
- Küresel doğrudan yabancı yatırımlar reel sektörden uzaklaşarak, veri merkezleri ve yapay zeka gibi alanlarla ağırlıklı olarak gelişmiş ekonomilere yönelmektedir.
- İslami finans varlıkları açısından Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde henüz kullanılmamış büyük fırsatlar bulunmaktadır.
- Ekonomik dayanıklılığı artırmak için İslami finans ürünlerinin çeşitlendirilmesi ve kurumların daha yenilikçi olması gerekmektedir.
- Merkez Bankası, İslami finans sisteminde likiditeyi artırmak amacıyla aktif çalışmalar yürütmektedir.
- Yüksek enerji maliyetleri göz önüne alındığında, Türkiye’nin sürdürülebilir yeşil dönüşümü kararlılıkla uygulaması ekonomik bir zorunluluktur.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından ilk 5 ülke arasına girme hedefi için yapılması gereken birçok ödev olduğunu belirterek, “Dayanıklılığa yatırım yapmamız ve güçlü tamponlar oluşturmamız gerekiyor. Bu da İslami finans ürünlerine daha fazla ağırlık vermeyi gerekli kılıyor” dedi.
[Fotograf: AA]
Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında İstanbul Finans Merkezi Halkbank Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen 3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi’nin ikinci günü gerçekleştiriliyor.
Şimşek, burada yaptığı konuşmada, kalkınma için sermayenin vazgeçilmez olduğunu ancak son dönemde küresel doğrudan yabancı yatırımlarda görülen artışın büyük ölçüde finans merkezleri üzerinden gerçekleştiğini ve reel yatırımlara işaret etmediğini ifade etti.
Verimlilik ve üretim artışını destekleyen projelere yönelen sermaye akımlarında belirgin bir azalma yaşandığını aktaran Şimşek, Müslüman nüfusun da yoğun olarak yaşadığı gelişmekte olan ülkelerin küresel doğrudan yabancı yatırımlardan aldığı payın son üç yılda yüzde 67’den yüzde 54’e gerilediğini söyledi.
Şimşek, bu noktada "geçici bir eğilimden ziyade yapısal bir değişim" görüldüğüne dikkati çekerek, sermayenin Batı ülkelerinde yoğunlaştığını ve dünyada jeo-ekonomik bir parçalanma yaşandığını belirtti.
Sermayenin yeniden kalkınma öncelikleriyle buluşturulması gerektiğini vurgulayan Şimşek, yatırımlara yönelen küresel sermayenin büyük ölçüde veri merkezleri ve yapay zeka gibi alanlarda, ağırlıklı olarak da gelişmiş ekonomilerde yoğunlaştığını dile getirdi.
Şimşek, bu tablonun özellikle gelişmekte olan ve Müslüman ülkeler açısından önemli zorluklar doğurduğunu belirterek, dünyanın, Türkiye’nin ve İslam dünyasının da İslami finansa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
"İslami finans varlıkları açısından Türkiye dahil birçok ülkede henüz kullanılmamış fırsatlar var"
Şimşek, İslami finans varlıkları açısından Türkiye dahil birçok ülkede henüz kullanılmamış fırsatlar bulunduğunu söyledi.
Türkiye’nin İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından 9. sırada yer aldığını ancak ilk 5 ülke arasına girme hedefi için yapılması gereken birçok ödev olduğunu ifade eden Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Şoklara açık bir dünyada yaşıyoruz. Bu nedenle dayanıklılığa yatırım yapmamız ve güçlü tamponlar oluşturmamız gerekiyor. Bu da İslami finans ürünlerine daha fazla ağırlık vermeyi gerekli kılıyor. Daha fazla yatırımcı çekmek için daha çeşitlendirilmiş bir ürün yelpazesine ihtiyacımız var. Geleneksel finansla rekabet edebilmek için daha fazla ürün sunmamız gerekiyor. Bu da kurumlarımızın daha yenilikçi olmasını gerektiriyor. Bu sistemde likiditeyi artırmamız gerekiyor, Merkez Bankası bu alanda çalışıyor. Aynı zamanda İstanbul Finans Merkezi’ni küresel İslami finans ekosisteminde çok daha güçlü ve etkili bir konuma taşımayı hedefliyoruz.”
Şimşek, bu yıl Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacağını anımsatarak, Türkiye için sürdürülebilir yeşil dönüşümün bir gereklilik olduğunu belirtti.
Türkiye’nin son 23 yılda enerji ve doğal gaz için 1,1 trilyon dolardan fazla ithalat faturası ödediği bilgisini paylaşan Şimşek, bu nedenle Türkiye’nin yeşil dönüşümünü kararlılıkla sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
Haber Özeti
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından ilk 5 ülke arasına girme hedefi için yapılması gereken birçok ödev olduğunu belirterek, “Dayanıklılığa yatırım yapmamız ve güçlü tamponlar oluşturmamız gerekiyor. Bu da İslami finans ürünlerine daha fazla ağırlık vermeyi gerekli kılıyor” dedi.







