Deprem Sonrası Toparlanma: Sosyal Sermaye ve Kalkınma Odaklı Stratejiler

Basından Ekonomi Makaleleri ANALİZ RAPORU




SESLİ HABER:
Dr. Burcu Ünüvar tarafından kaleme alınan analizde, 6 Şubat depremi sonrası toparlanma sürecinin sadece ekonomik ve fiziksel inşaat verileriyle değil, “sosyal sermaye” kavramı üzerinden ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Purdue Üniversitesi’nden Daniel Aldrich’in çalışmalarına atıfta bulunarak, afet sonrası kalıcı iyileşmenin yardım miktarından ziyade vatandaşlar arasındaki bağın kuvvetine bağlı olduğu, bu bağın toparlanmayı daha kalıcı kıldığı ifade ediliyor.

TSKB bünyesinde yürütülen saha çalışmaları ve 3 yıllık raporlama taahhüdü, bölgenin sadece “yardım alan” konumundan çıkarılıp bir kalkınma merkezine dönüştürülmesini hedefliyor. Strateji; barınma ve altyapı gibi acil ihtiyaçların ötesine geçerek bölgenin bir “Yeşil Ekonomik Alan” olarak korunmasını, tarımda doğa temelli karbon depolama yöntemlerine öncülük edilmesini ve sürdürülebilir iş yaratımını önceliklendiriyor.

Analizde, depremin bir doğa olayı olduğu ancak hazırlıksızlığın onu afete dönüştürdüğü gerçeğiyle stratejik bir rota çiziliyor. Konut ve yol inşası gibi ölçülebilir verilerin ötesinde; gelecek korkusunun giderilmesi ve psikolojik güvenin tesisi gibi “muhasebeleştirilemeyen” unsurların, gerçek bir toplumsal kalkınma ve tam iyileşme için vazgeçilmez olduğu hatırlatılıyor.

Temel İyileşme FaktörüSosyal Sermaye
TSKB İzleme Taahhüdü3 Yıl
Önerilen StatüYeşil Ekonomik Alan
Yöntem Odak NoktasıPlanlı Kalkınma
“Stratejik açıdan bölgenin geleceği, fiziksel rekonstrüksiyondan ziyade kurumsal ve sosyal direncin artırılmasına bağlıdır. Gelecek projeksiyonlarında, bölgenin iklim değişikliğine uyumlu tarım ve sanayi modelleriyle (Yeşil Ekonomi) yeniden yapılandırılması, sadece Türkiye için değil küresel afet yönetimi literatürü için de önemli bir model oluşturabilir. ‘Yardım’ paradigmasından ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ paradigmasına geçiş, bölgedeki demografik yapıyı koruyacak ve beyin göçünü engelleyecek tek kalıcı çözümdür.”

Muhasebeleştiremediklerimiz

Vatandaşların arasındaki bağ kuvvetliyse toparlanma daha kalıcı oluyor. 2023’te “Deprem bölgesi tüm Türkiye’dir” derken vurgulamak istediğimiz tam da buydu.

 Kaç konut yapıldığını, kaç kilometre yol inşa edildiğini biliriz ama gece kaygısız uyumak, gelecek korkusu yaşamamak, hasadın kalitesinden ödün vermemek gibi “muhasabeleştirilemeyen” meseleler olduğunu unutursak, gitmezsek, görmezsek, bir arada olmazsak, iyileşemeyiz.

Elbistan’dan Adıyaman’a doğru giderken, aracın camından dışarıyı seyrediyorum. Bereketli topraklar, pırıl pırıl bir su çizgisi ve yer yer gözüme takılan demir yolu rayları. İktisat derslerini bir bilgisayar oyunu gibi kurgulasaydık, kendine kuvvetli bir ekonomi kurmak isteyen öğrencinin yanına alacağı 3 süper güç bir arada… Bense depremde yıkılmış bir şehirden diğerine gidiyorum ve kendimi hiç de süper kahraman gibi hissetmiyorum. Yıl 2023, büyük depremin üzerinden 8 hafta geçmiş…

TSKB ekibi olarak depremden doğrudan etkilenen illere gitmiştik. Amaç ihtiyacı anlamak, çözüme destek sunabilmek ve “yan yana” olabilmekti. Bu duygu, o günden beri benimle.

Bunun sahada da bir karşılığı olduğunu sonradan öğrendim. Purdue Üniversitesi’nden Daniel Aldrich, farklı ülkelerdeki afetleri ve sonrasındaki toparlanmayı incelediğinde ilginç bir şey görüyor: Afetlerden sonraki toparlanma, alınan yardımın miktarından ya da tespit edilen zararın büyüklüğünden ziyade, sosyal sermayeye bağlı gelişiyor. Yani vatandaşların arasındaki bağ kuvvetliyse toparlanma daha kalıcı oluyor. 2023’te “Deprem bölgesi tüm Türkiye’dir” derken vurgulamak istediğimiz tam da buydu.

O dönem yazdığım raporda kırmızı çizgilerimizi de belirtmiştim:

– Deprem sonrası dönem hareketsiz bir yas zamanı değil dayanışma zamanı olmalı.

– Depremden doğrudan etkilenen iller “yardım alan” olarak konumlandırılmamalı.

– Hızlı onarım telaşı nedeniyle kırılgan sistemler değiştirilmeden yeniden kurulmamalı, bir sonraki afete hazırlık yapılmalı.

Buradan hareketle konuyu çalışmalarımızda birkaç boyuttan ele aldık. Barınma, alt yapı gibi acil ihtiyaçların giderilmesi elbette tereddütsüz önceliğimizdi. Konuya daha uzun vadeli bakarken, bölgedeki toprak varlığının korunmasını ve iş yaratımını ön plana çıkarttık. Bölgenin bir Yeşil Ekonomik Alan olarak korunmasını, tarımda doğa temelli karbon depolama yöntemlerine öncülük etmesini önerdik.

Toparlanma kadar “afet hazırlıklılığı” meselesine de odaklandık ve TSKB Ekonomik Araştırmalar’daki arkadaşlarım 3 yıllık bir taahhütte bulundular. Bu kapsamda her yıl depremden doğrudan etkilenen illeri ziyaret ederek toparlanmayı ve ihtiyaçları raporluyoruz. Bir yandan da çalıştığımız kalkınma temalarını afet hazırlıklılığı perspektifinden yeniden ele alıyoruz.

Çünkü malumunuz deprem bir afet değil, doğa olayı. Onu afet yapan şey, bizim hazırlıksızlığımız. Yani sonucu değiştirmek elimizde. Afetlerin etkisinin eşit dağılmadığını da not etmek gerek. Kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar, düşük gelir grubundakiler daha çok etkileniyor. O halde hem afetin oluşmasına engel olmak hem de engel olamadığımız kısımda yükü adil dağıtmak gibi bir sorumluluğumuz var.

Son yazımda “6 Şubat’ı anmaya ayıralım ama sonra kalkınma perspektifinden depremi konuşalım” derken aklımda bu sorumluluk vardı. Günü geldi. Bu yazıyı, Adıyaman’da elektrik direklerine asılan “Hasarlı Ev Tadilatı Yapılır” ilanlarını görebildiğim bir yerden, Antakya merkezde navigasyonun çalışmadığı yollardan, İskenderun sahildeki inşaat bariyerlerinin önünden, Kahramanmaraş’ta, Gaziantep’te ziyaret ettiğim sanayi tesislerinden birinin bahçesinden yazıyorum… Gitmek gerek, görmek gerek.

Kaç konut yapıldığını, kaç kilometre yol inşa edildiğini biliriz, istenirse grafiğini çizeriz ama gece kaygısız uyumak, gelecek korkusu yaşamamak, hasadın kalitesinden ödün vermemek gibi “muhasabeleştirilemeyen” meseleler olduğunu unutursak, gitmezsek, görmezsek, bir arada olmazsak, iyileşemeyiz. Bu sözümün gerekçesi vicdan değil sorumluluktur. Yöntemi; yardım değil planlamadır. Amacı; toparlanma değil kalkınmadır. Zamanı; yarın değil bugündür.
Dr. Burcu Ünüvar – 

ekonomim.com

  • İlgili Yazılar

    Bakan Işıkhan’dan İstihdam ve Staj Müjdesi: 3 Yılda 800 Bin Gence Staj Hedefi

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Ulusal Staj Programı başvuru rekoru, İŞKUR GÜÇ projesi, genç istihdam hedefleri ve 1 Mayıs açıklamaları.

    Devamını Oku
    RTÜK’ten TV8, TLC ve Kanal 26’ya Yayın İhlali Cezası

    RTÜK’ün yayın ihlalleri nedeniyle TV8, TLC ve Kanal 26 televizyon kanallarına uyguladığı idari para ve program durdurma cezalarının detayları ve gerekçeleri.

    Devamını Oku

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Gözden Kaçırdıklarınız

    Bakan Işıkhan’dan İstihdam ve Staj Müjdesi: 3 Yılda 800 Bin Gence Staj Hedefi

    Bakan Işıkhan’dan İstihdam ve Staj Müjdesi: 3 Yılda 800 Bin Gence Staj Hedefi

    RTÜK’ten TV8, TLC ve Kanal 26’ya Yayın İhlali Cezası

    RTÜK’ten TV8, TLC ve Kanal 26’ya Yayın İhlali Cezası

    İran’ın Gemilere Müdahalesi Sonrası Petrol Fiyatları Yeniden 100 Doları Aştı

    İran’ın Gemilere Müdahalesi Sonrası Petrol Fiyatları Yeniden 100 Doları Aştı

    Bakan Bolat Açıkladı: Türkiye-Kosova Ticaret Hacmi 1 Milyar Dolara Ulaştı

    Bakan Bolat Açıkladı: Türkiye-Kosova Ticaret Hacmi 1 Milyar Dolara Ulaştı

    Bakan Şimşek’ten Kritik Ekonomi Mesajı: Kalıcı Büyümenin Formülü Düşük Enflasyon

    Bakan Şimşek’ten Kritik Ekonomi Mesajı: Kalıcı Büyümenin Formülü Düşük Enflasyon

    Vergi Tahsilatı ve Adaleti Analizi: Şeref Oğuz’dan Reform Önerileri

    Vergi Tahsilatı ve Adaleti Analizi: Şeref Oğuz’dan Reform Önerileri

    Nisan Ayı Tüketici Güven Endeksi Açıklandı: Yüzde 0,5 Artışla 85,5’e Yükseldi

    Nisan Ayı Tüketici Güven Endeksi Açıklandı: Yüzde 0,5 Artışla 85,5’e Yükseldi