Bilindiği gibi, Maliye tarafından son günlerde çok sayıda kişiye gönderilen mektuplarda; kişilerin banka hareketleri ve yüksek harcamaları konusunda izahat istemeye başladı. Geçen hafta bu konuyu yazmıştım bu hafta ise, izahat sırasında sorgulanan huzur hakkı ve kâr payı konusunda dikkat edilecek hususları yazıyorum.
Huzur hakkı
Şirket müdürleri ve yönetim kurulu üyelerinin kanunen belli sorumluluk ve yükümlülükleri vardır. Bu kişilerin aldıkları görevleri nedeniyle sorumluluk ve yükümlülükleri karşılığı belirlenen ücrete huzur hakkı denir. Ücret olarak vergilendirilen huzur hakkı, belli tutarı aşması halinde bir sonraki yıl yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilmeli.
TTK ya göre; yönetim kurulu üyelerine, ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı sürece, tutarı genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, toplantılara katılmaları karşılığında kendilerine yapılacak huzur hakkı ödemelerinin, mali mevzuata uyum açısından emsallerine uygun olması gerekiyor.
Kâr payı
Tasarruf sahiplerinin sermayelerinin ticaret ve sanayide değerlendirilmesi sonucu elde edilen kazancın kendilerine dağıtılmasına kâr payı denir. Başka bir ifadeyle kâr payı, bir şirketin hisse senedi fiyatı doğrultusunda ne kadar ödeme yapıldığını yıllık olarak gösteren bir menkul sermaye iradıdır. Menkul sermaye iradı olarak tanımlanan ve belli bir tutarı aşması halinde bir sonraki yıl %50’si yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilmeli.
Huzur hakkı ve kâr payının karşılaştırılması
Her ikisi de genel kurul kararıyla gerçekleşebilir. Avantaj veya dezavantajları karşılaştırıldığında aşağıdaki özellikler ortaya çıkmaktadır.
1)Huzur hakkı, limited şirketlerde müdürlere, anonim şirketlerde ise yönetim kurulu üyelerine verilir. Kâr payı ise, tüm ortaklara veya hissedarlara verilir.
2) Huzur hakkı şirketlerde gider yazılır. Kâr payı ise gider yazılmaz.
3) Huzur hakkı ücret niteliğinde olduğu için gelir vergisi stopajına tabidir. Kâr payı ise, menkul sermaye iradı olduğundan yıllık gelir vergisi beyanına tabidir.
4) Huzur hakkı için şirketin kar elde edip etmediğine bakılmaz. Kâr payında ise, şirketin kâr etmiş olması gerekir.
5) Huzur hakkı ücret sayıldığından, geçerli asgari ücret kadarı vergi dışı olup fazlası gelir vergisine tabidir. Kâr payında ise, %15 sabit stopaj ödenerek kalan net tutar hissedara ödenir.
6) Huzur hakkı ücret sayıldığından, tek işverenden alınan ve yıllık tutarı (2026 yılı) 5.300.000 TL’yi aşmıyorsa ayrıca yıllık beyanname verilmez. Kâr payında ise, yıllık tutar (2026 yıl) 400.000 TL’yi aşmıyorsa ayrıca yıllık beyanname verilmez.
Değerlendirme ve sonuç
Huzur hakkı mı, kâr payı mı? sıkça sorulan soruların başında gelmekte. Vergi mevzuatının mükelleflere tanımış olduğu bazı kanuni hakların kullanılması sonucu vergi planlaması yapmak veya vergi yükünü azaltmak gibi çalışmalar mükelleflerin lehine bazı olumlu sonuçlar doğurabilmektedir. Huzur hakkı ve kâr payı uygulamasında doğru karar verebilmek için bu iki konunun vergi maliyetini karşılaştırmak gerekir. Yazımız içeriğinde yaptığımız karşılaştırmada da anlaşıldığı üzere; müdürlere ve yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkı bir ücret olup mevcut mevzuat gereği asgari ücreti aşan kısmı vergilendirilir ve brüt tutarın tamamı aynı zamanda gider yazılarak kurum kazancından indirilmek suretiyle daha az kurumlar vergisi ödenir.
Şirket ortaklarına ödenecek kâr payında ise, ödeme esnasında %15 stopaja kesintisi sonrası kalan tutar hak sahibine ödenir. Ayrıca, kâr payı elde eden hak sahibi brüt tutarın %50’sini yıllık beyannameyle menkul sermaye iradı olarak beyan ederek hesaplanan gelir vergisini kendisi öder. Bu şekilde yapılan kâr payı ödemesi aynı zamanda şirket açısından gider olarak dikkate alınmaz.
Uygulamada çoğu şirketlerin hiç kâr payı dağıtmadığı, yöneticilerine huzur hakkı ödemediği görülmekte. Bu durum, son günlerde Maliye tarafından kendilerine “izaha davet” yazısı giden şirketleri veya şirket ortalarını zor durumda bırakmakta. Örneğin; son üç yılda hiç kâr payı veya huzur hakkı almayan, gelir vergisi beyanında bulunmayan bir şirket ortağının yüksek harcama yaptığı, lüks araçlar aldığı Maliye tarafından tespit edilerek kendileri izaha davet edilmekte.
Sonuç itibariyle; mevcut vergi mevzuatımıza göre yapılan teknik hesaplara göre, müdürlere veya yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödemesinin kâr payı dağıtmaya göre şirketler açısından daha avantajlı olduğu görülüyor. Ancak, vergi denetimlerinde veya izaha davet konularda, kişilerin gelirlerini izah etmede kar dağıtımı ve huzur hakkı ödemesi yapılmış olması halinde, iki uygulama da faydalı görülmekte ve olumlu sonuçlar doğurabilmektedir.
https://www.dunya.com/