Vergi borcunun işi terk bildirimine etkisi

Bilindiği gibi uygulamada mükellefler zaman zaman iş yerlerinin bulundukları yerlerden başka adreslere nakil edebilmektedirler.

Bu nakil sırasında önceki iş yerinin bağlı olduğu vergi dairesine borcu olan mükelleflerin bu borcu dolayısıyla nakil işlemlerinde eski vergi dairesi tarafından bu borç ödenmediği sürece nakil işlemi yapılmamaktadır. Gerçekten de son yıllarda uygulamada karşımıza çıkan problemlerden bir tanesi de borcu dolayısıyla nakil işlemlerinin yapılamayışı konusudur. Nakil sırasında gerçek gelir vergisi mükelleflerinde bu nakil işlemleri bir dilekçe ile yapılabilmektedir. Şirketler açısından ise, nakil durumu karar defterine karar alınarak ortaklar tarafından imza edildikten sonra bu kararın tasdiki ve ticaret sicilinden tescil ve ilanı süreçlerinin tamamlanması neticesinde bu işlemler yapılabilmektedir. Bu nakil kararına ayrıca ticaret sicil gazetesinde de ilan ettirilmesi gerekecektir. İşte bu noktada bu nakil işlemleri bir başka vergi dairesinin sınırlarına nakil durumunu doğurması halinde mükellefler ayrıldıkları vergi dairesi bakımından (yani eski vergi dairesi) borç varlığı dolayısıyla nakil işlemlerinde sorunlar yaşanmaktadır.

Uygulamada gerek nakil işlemleri sırasında ve gerekse yeni işe başlama sırasında mükellefler diğer muhtelif sorunlarla da karşı karşıya gelebilmektedirler. Örneğin işe başlama ve nakillerde  “kira kontratının” eksikliği, önceki vergi dairesine borcun olması, mükellefin bizzat işin başında olmaması gibi sebeplerle bu nakil işlemleri ilgili vergi daireleri tarafından yerine getirilmemektedir.

Anayasamıza göre bir gerçek veya tüzel kişinin işini bizzat yürütmesi zorunlu değildir. Özellikle gelişen teknoloji karşısında fertler işlerini çoğu zaman uzaktan ve hatta çok uzak ülkelerden dahi idare edebilmektedirler. Yine, Anayasamıza göre fertlerin teşebbüs hürriyeti söz konusudur. Girişimciliğin teşviki ve girişimler konusunda fertlerin önündeki bütün engellerin kaldırılması gerekmektedir. Bir mükellefin borcunun olması halinde bu mükellefin aynı şehir içerisinde işini bir adresten diğerine nakil etmesi son derece tabiidir. Esasen mükellefin borcu olduğu gerekçesiyle eski vergi dairesi bu nakil işlemine izin vermemektedir. Aslında tartışılması gereken konu budur. Aynı şekilde uygulamada karşımıza çıkan bir başka problem ise mükellefin yine borcunun olması halinde gelir tablosu veya bilançolarının tasdik ettirip ettirmeyeceği de ayrı bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı vergi daireleri mükelleflerin borcu olduğu iddiasıyla gelir tablosu ve bilançolarını tasdik etmemektedirler. Bu uygulamanın hiçbir yasal dayanağı olmamakla beraber pek çok vergi dairesi tarafından bu uygulama yapılagelmektedir. Aynı şekilde mükellefin borcu olduğu iddiasıyla bağ-kur, SSK gibi kurumlarda ilgili formları tasdik edilmemektedir. Mükelleflerin vergi dairelerine borçları olduğu gerekçesiyle Bağ-Kur ve SSK gibi sosyal güvenlik kurumlarında evraklarını tasdik ettiremeyişi ciddi bir sıkıntı olarak uygulamada karşımıza çıkmaktadır(1).

Yine, mükellefin bizzat iş yerinde olmadığı gerekçesiyle işe başlama, iş yeri nakli, muhtelif yoklama işlemleri bir türlü yerine getirilmemektedir. Gerekçe olarak ise mükellefin adresinde o gün olmayışı ileri sürülmektedir. Yoklama esnasında mükellef ve iş yeri sahibinin vekaletini taşıyan kişinin vekaletnamesi de dikkate alınmamaktadır. Bir kısım vergi daireleri işe başlama yoklamaları sırasında mükellefin işçisi nezdinde yoklama fişi düzenleyebilmektedir. Bazı vergi daireleri ise, bu yoklama fişlerini o an o iş yerinde kimi görmüşse o kişinin nezdinde düzenleyebilmektedirler. Böylece uygulama açısından bir birliktelik ve bir bütünlük söz konusu değildir.   Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu ve benzeri konulardaki sorunlara ışık tutması, çözüm getirmesi ve yerel vergi dairelerinde yaşanan bu tür sorunlara çözüm getirmesi zorunludur.

Diğer taraftan, yine uygulamada bazı vergi daireleri, Bağ-Kur idaresi yeni adıyla SGK kurumları mükelleflerin yerine muhasebeci veya mali müşavirlerin vekaletnamesi ile iş yapmasına, işlem takip etmesine müsaade etmemektedirler. Benzeri bir başka sorun ise yine ilk mükellefiyet ve işe başlamalarda yoklama fişlerinde mali müşavir veya muhasebeciler nezdinde yoklama işlemlerine müsaade olunmamaktadır. Oysaki bu konuda VUK Genel Tebliği ve Mali Müşavirlik ve Muhasebecilik Meslek Genel Tebliği olmasına rağmen ve hatta bir de iç genelge bulunmasına karşın mali müşavir sözleşmeleri ve ekindeki diğer belgelere göre bazı vergi daireleri mükellefin hesap numarasını dahi vermediği gibi, vergi levhasını tasdik etmemektedir(2).

Uygulamada yaşanılan bir başka sorun ise ilk işe başlama yoklamalarında yoklama memurları işyerine geldiği zaman örneğin bir eczane işletmesinde raflarda ilaçların olmadığı gerekçesiyle işe başlama yoklama fişini düzenlememektedir. Gerekçe sorulduğunda“eczanenin fiilen işe başlamamış” olduğu ileri sürülmektedir. Oysaki eczane işletmelerinde mesleki teşekkül kaydı sırasında mükelleflerin vergi hesap numaraları ve hatta vergi levhası talep edilmektedir. Vergi dairelerinin kesin yoklama fişini düzenlemediği için yoklama işlemi daha sonra yeniden bir başka müracaata bırakılmakta ve işler uzun uzadıya devam etmektedir.   Bazen de mükellefe bu işlemler devam ederken, süresinde (30 gün içerisinde) yazar kasa almadığı gerekçesiyle özel usulsüzlük cezaları da kesilebilmektedir(3). Çünkü vergi dairesinde ilk yoklama fişi dikkate alındığı için mükellefe cezalı işlem yapılabilmektedir. Yazar kasada zamanında alınmadığı için mükellefler mağdur olmaktadırlar.

Şirket kuruluşlarında yerel ticaret sicil müdürlükleri evrakları süresinde vergi dairelerine aktaramamaktadırlar. Bu süre çoğu zaman 3 – 4 günü bulmaktadır. Bu esnada mevcut belgeleri vergi dairesine bir dilekçe ekinde mali müşavir veya muhasebeci sunmasına rağmen vergi daireleri ticaret sicil müdürlüklerindeki evraklar gelmeden işlem yapmamakta, yoklamaya evrakları çıkarmamakta ve vergi hesap numarası verememektedir. Acil işi olan mükelleflerin bu gibi durumlarda mağdur oldukları görülmektedir. İzmir, 24.6.2008


(1) Gelirler Eski Genel Müdürü rahmetli sayın Altan Tufan Bey’in geçmiş yıllarda teşkilatına yolladığı bir genelge ile bu işlemler çözümlenmiştir. (2006/1)

(2) 3568 sayılı yasa ile ilgili 22 seri nolu genel tebliğ

(3) İşe başlama tarihi konusunda iki yoklama fişi arasında çelişki nedeni ile mükelleflere henüz işin başında usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezası kesilebilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir